Showing 14 Result(s)

Askeri Endüstriyel Teknolojik Kompleks

Askeri endüstriyel teknolojik kompleks, klasik askeri-endüstriyel kompleksin modern, teknoloji merkezli versiyonudur. Devletlerin güvenlik ihtiyaçlarıyla özel sektörün savunma, yapay zekâ, siber güvenlik, uydu sistemleri, otonom araçlar ve ileri sensör teknolojileri üretimi arasındaki karşılıklı ilişkisini ifade eder. Büyük teknoloji şirketleri, savunma firmaları ve devlet kurumları arasında yoğun bir işbirliği bulunur; bu yapı yüksek teknoloji inovasyonunu hızlandırmayı amaçlar. …

Yapay Zeka Çağında Yazmak*

Sene 2005… Çıkardığımız bir dergi için elimden geldiğince bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Hava puslu; tıpkı zihnim gibi… Soğuk Aralık akşamında dışarda yağmur çiselerken ben de öncelikle birkaç dergide, kitapta makalelere iliştirdiğim notlara göz gezdiriyorum. Sonrasında belki beşinci kez boş Word sayfasındaki yanıp sönen imlece bakıp, anlamsız da olsa bir paragraf karalamaya çalışıyorum. Elimde bilgiler var, …

Spinoza ve Marx İlişkisi Üzerine Bir Düşünce Eskizi -2

Bir önceki düşünce eskizimizde Marx’ın felsefesinin Hegel’e uğramaksızın Spinoza’nın felsefesinin devamı olamayacağını; Spinoza’yı Marx’a, Marx’ı da Spinoza’ya bağlamaya çalışan fazla okumaların iki felsefenin de tutarlılığını bozduğunu savlamıştım. Bu noktada Spinoza’nın materyalizmini, Marx’ın geliştirdiği materyalist felsefeye göre pre-matüre kaldığını (ki bu anakronik olarak da doğru bir önerme. Bunun tersini tartışıyor olmamız ilginç olurdu) söylemiştim. Yine de Marx’ın felsefesinin Spinoza’nın felsefesinin belirli kavramlarıyla desteklenebileceğini, hatta bu desteklemenin ciddi anlamda zenginlik yaratabileceğini de düşünmekteyim.

Spinoza ve Marx İlişkisi Üzerine Bir Düşünce Eskizi

Geçtiğimiz yüzyıl içinde Spinoza ve Marx arasında olan/olduğu varsayılan ilişki hakkında pek çok tartışma gerçekleştirildi. Marx’ın çalışmalarında felsefi altyapı olarak kendi tanımıyla “tersine çevirerek” kullandığı Hegelci diyalektiğin esasında Marx’ın belirlenimci olmayan, zorunlulukların paralel ve ardışık akışıyla determinist bir anlayışa varmayan; öznelerin birbirleriyle karşılaşması ve itme-çekme etkisiyle oluşan dinamik tarih anlayışının gerçekten ne kadar kökeni olabileceğine …