Showing 15 Result(s)

Spinoza ve Marx İlişkisi Üzerine Bir Düşünce Eskizi

Geçtiğimiz yüzyıl içinde Spinoza ve Marx arasında olan/olduğu varsayılan ilişki hakkında pek çok tartışma gerçekleştirildi. Marx’ın çalışmalarında felsefi altyapı olarak kendi tanımıyla “tersine çevirerek” kullandığı Hegelci diyalektiğin esasında Marx’ın belirlenimci olmayan, zorunlulukların paralel ve ardışık akışıyla determinist bir anlayışa varmayan; öznelerin birbirleriyle karşılaşması ve itme-çekme etkisiyle oluşan dinamik tarih anlayışının gerçekten ne kadar kökeni olabileceğine …

Immersive Medya: Yeni Çağda Yeni Bir Medya*

21. yüzyıl kapitalizminin teknolojik inovasyona bağımlı yüksek rekabet ortamında her gün yeni teknolojilerle karşılaşıyoruz. Bunlardan bazıları, Gartner’ın Teknoloji İlerleme Döngüsü’nde gördüğümüz gibi, beklentileri karşılayıp gündelik hayatımıza yerleşirken; bazıları da umutları boşa çıkarıp tarihin çöplüğüne atılıyor. Uzun yıllardır en azından Cyberpunk stili bilimkurgulardan fantezi düzeyinde de olsa aşina olduğumuz bir teknolojik yenilik olarak sanal gerçeklik; bilgisayar teknolojisindeki, …

Archigram: Ütopya mı, Distopya mı?

1960lı ve 70li yıllarda önemli eserler vermiş olan Archigram mimar topluluğunun eserleri bir süredir Garanti Galeri’de sergileniyor. Topluluğun döneminin elitist mimari anlayışını sorgulayan ve mimari tasarımı pop-artla harmanlayan çalışmaları, ütopya ve dolayısıyla distopya kavramları üzerine çeşitli çıkarımlar yapmamıza imkan tanıyor.

Modernizm ile Kapitalizmin İlişkisi Üzerine

Modernizm ile kapitalizmin ilişkisini ele alacak olan bir metin her şeyden önce kendi kavramsal çerçevesini tanımlamakla yükümlüdür. Bu bağlamda ilk olarak tartışmanın ana eksenine oturtulacak kavramların ve bu ana kavramların anlaşılmasına yardımcı olacak diğer kavramların açılımlanması şarttır. Tartışmada yer alan kavramsallaştırmaların aslında tarihsel olarak birbirleriyle bağlantılı olarak şekillenmiş olgulardan türetildiği de göz önünde bulundurulmalı ve …

Kendinde Şey ve İdeoloji

Gerçeklik; gerek modern gerekse de modern öncesi dönemde her daim kafa karıştıran, içinde gizem barındıran bir konu olmayı başarmıştır. Bu gizeme dair felsefi bir “çözüm” geliştirme anlayışı, sürekli olarak birbiriyle tamamen zıtlaşan fikirler ve de bu zıt kutuplar arasında tampon bölge işlevi gören geçişli fikirlerle dolu ontolojik bir felsefi alan yaratmıştır. Bu felsefi alanı kapsayan …